Kayıpların Ardından Yaşamak

Bugün, büyük bir depremde bir ayağını, üç oğlunu ve eşini kaybeden bir arkadaşımla konuştum. Onun durumu tarif edilemez bir şekilde zor, yüreği paramparça. Aradan iki yıl geçmiş olmasına rağmen, yaraları kabuk bağlamak yerine daha da derinleşmiş, daha çok kanamaya başlamış. O an düşündüm: Bu saatten sonra nasıl toparlanır, nasıl yaşar, nasıl yeni bir hayat kurar? Hiçbir fikrim yok. Bildiğim tek şey, hayatın ona çok acımasız davrandığı…

Bazen kendi dertlerime üzülürken, böyle hikayeleri dinlediğimde kendimden utanıyorum. Çünkü onun yaşadıkları, tarifsiz bir acının, sarsıcı bir kaybın içinde sıkışıp kalmak gibi. Dört mezar taşı yan yana dururken, o mezarların başında diktiği çiçekleri gözyaşlarıyla sularken, hayattan ne bekleyebilir ki bir insan?

Hayat bazılarına gerçekten çok acımasız davranıyor. Bazı insanlar kayıplarla baş etmeyi öğreniyor, bazıları ise her gün yeni bir acıyla uyanıyor. Ama yine de yaşam, her şeye rağmen devam ediyor. Belki de en büyük mücadele, bu devam edişin içinde bir anlam bulabilmekte…

Belki de böyle bir acıyla yaşamak, zamanla acıyı yönetmeyi öğrenmek anlamına geliyor. Her sabah doğan güneş, ona bakan herkese aynı ışığı veriyor, ama herkesin içindeki karanlık farklı. Belki de önemli olan, o karanlıkla yaşamayı öğrenmek, sevdiklerinin anısını yüreğinde taşıyarak hayata tutunmaya çalışmak… Çünkü yaşamak, bazen en büyük mücadele oluyor.

Paylaş

Diğer Yazılar

Sürekli Alttan Almak

Görünmez Olmanın En Hızlı Yolu İnsan neden sürekli alttan alır? Çünkü sevdiği insanların kalmasını ister. Çünkü yalnız kalmaktan korkar. Çünkü kan bağı varsa her şey

Okumaya Devam Et >>

Zamanın Sessiz Tanıkları

Bir Alzaymır Yolculuğunun Ardından Evet, işte buradayım… Ne mutlu bana ki yeniden yazabiliyorum. İçimde küçük bir çocuğun sevinci var sanki; çünkü kelimelerle yeniden buluşmak, hislerimi

Okumaya Devam Et >>