
Anne Olmak Sadece Doğurmak mı?
Bu sorunun cevabını, yaşadığım büyük bir tecrübeyle anlatmak istiyorum. 19 yaşında anne oldum; herkesin olduğu gibi benim de dünyalar tatlısı bir kızım oldu. Adını kayınbabam koydu. Nehir, anlamı güzel olan bir isim. Kendi güzel, umarım bahtı da güzel olur. İlk annelik deneyimimle kendimi dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordum. Ancak bu mutluluk, yaşadığım zorluklarla birlikte gölgelenmeye başladı.
Anne Olamama Korkusu ve Yalnızlık
Nehir’im daha 10 günlükken babaannesi ve dedesi onu alıp evlerine götürürdü; saatlerce geri vermezlerdi. O günlerde Mağusa’da kendimi hep yalnız, ürkek ve çaresiz hissediyordum. Ne yaparsam yapayım, bebeğimi alamıyordum; sanki bana ait değilmiş gibi davranıyorlardı. O dönemde, aklımda sürekli “Ya kızımı benden alırlarsa?” korkusu vardı. Ben sadece bebeğimin temel ihtiyaçlarıyla ilgileniyordum, ama duygusal bağ kurmak neredeyse imkansızdı. Sürekli peşlerinde gezen, çaresiz bir anneydim.
Yeniden Anne Olma heyecanı, Narin’in Gelişi
Nehir, çok akıllı ve neredeyse hiç ağlamayan bir bebekti. Bu yüzden kayınvalidemler onu bana vermek istemezdi. Anneliğim, başkalarının gölgesinde geçiyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı ve büyük bir umutsuzluk içindeydim. Derken bir gün fark ettim ki, yeniden hamileyim. Bu bebeği çok istiyordum, çünkü ona gerçekten ihtiyacım vardı. Onunla anneliğimi tam anlamıyla yaşamak istiyordum. 9 ay sonra ikinci meleğim, Narin ,doğdu.
Bu sefer endişelerim kat kat artmıştı. “Ya onu da elimden alırlarsa?” diye düşündüm. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi; tam tersine, Narin’i hiç sevmediler. “Nehir bizim, Narin de senin olsun” dediler. Bunun nedeni, Narin’in kolik bir bebek olmasıydı; bu yüzden zor kabul ediliyordu. Kızım Narin’in adını da annem koymuştu.
Annelik Hislerimdeki Eksiklik
Zamanla, annelik hislerimde bir eksiklik olduğunu fark ettim. Nehir’e karşı annelik duygularım neredeyse hiç yoktu; annelik sadece Narin’e karşı hissettiğim bir şeymiş gibi geliyordu. Bu, Nehir için de geçerliydi. Beni anne olarak görmez, ihtiyaç duymazdı. Kendimi bir anne kelimesine hiç layık hissetmiyordum; hep eksik hissediyordum. Bilinç altım, iyileşmeyen yaralarla doluydu. Kendimi sorgulayıp durdum: “Neden ona gerçek bir anne gibi hissetmiyorum?”
Uzun ve Zorlu Mücadele
Zamanla, köydeki evden merkeze taşındık, çünkü köyde okul yoktu. Merkezde de kayınvalidem kızımı okuldan alıp köye götürmeye devam etti. Bu, haftanın bazı günlerinde Nehir’in 3-4 gün okuldan yok yazılmasına neden oluyordu. Ta ki diğer kayınlarım evlenip çocuk sahibi olana kadar bu düzen devam etti. Nihayet, kızımı bırakmak zorunda kaldılar.
Kızımı yeniden kazanmak için uzun yıllar mücadele ettim. Hem ben hem de Nehir, bu süreçte çok yorulduk ve hırpalandık, ama sonunda başardık. Şimdi bile inanamıyorum; Allah bana kızımı yüreğimde hissetmeyi nasip etti.
Yeniden Bir Araya Gelmek
Kayınvalidemin, kendi torunlarıyla ilgilenmeye başlaması ve Nehir’i bırakması, kızıma yeniden bağ kurmamıza fırsat verdi. Ancak bu kolay olmadı. Nehir, nenesi tarafından terk edilmiş gibi hissediyor ve büyük bir duygusal yük taşıyordu. O günleri atlatmak gerçekten zorlu bir süreçti. Kızımın canı yanıyordu, ama ben hiçbir şey yapamıyordum. Onun acısını görmek, annelik içgüdülerimi daha da güçlendirdi.
Bugün, yıllar süren bu mücadele sonucunda birbirimize sıkı sıkıya bağlandık. Ölüm bile bizi ayıramayacak kadar güçlü bir bağ kurduk.
Annelik Güçtür
Hiçbir annenin elinden anneliği alınmamalı. Alınsa bile, anne söz konusu çocuğu olunca dünyanın en güçlü ve en tehlikeli insanı olabilir. Bence anne güçtür. Sizin de bu konuda yaşadıklarınız varsa, lütfen paylaşın. Birlikte daha güçlü anneler ve evlatlar olalım.
Anne Olmak Sadece Doğurmak mı?
Bu sorunun cevabını, yaşadığım büyük bir tecrübeyle anlatmak istiyorum. 19 yaşında anne oldum; herkesin olduğu gibi benim de dünyalar tatlısı bir kızım oldu. Adını kayınbabam koydu. Nehir, anlamı güzel olan bir isim. Kendi güzel, umarım bahtı da güzel olur. İlk annelik deneyimimle kendimi dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordum. Ancak bu mutluluk, yaşadığım zorluklarla birlikte gölgelenmeye başladı.
Anne Olamama Korkusu ve Yalnızlık
Nehir’im daha 10 günlükken babaannesi ve dedesi onu alıp evlerine götürürdü; saatlerce geri vermezlerdi. O günlerde Mağusa’da kendimi hep yalnız, ürkek ve çaresiz hissediyordum. Ne yaparsam yapayım, bebeğimi alamıyordum; sanki bana ait değilmiş gibi davranıyorlardı. O dönemde, aklımda sürekli “Ya kızımı benden alırlarsa?” korkusu vardı. Ben sadece bebeğimin temel ihtiyaçlarıyla ilgileniyordum, ama duygusal bağ kurmak neredeyse imkansızdı. Sürekli peşlerinde gezen, çaresiz bir anneydim.
Yeniden Anne Olma heyecanı, Narin’in Gelişi
Nehir,çok akıllı ve neredeyse hiç ağlamayan bir bebekti. Bu yüzden kayınvalidemler onu bana vermek istemezdi. Anneliğim, başkalarının gölgesinde geçiyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı ve büyük bir umutsuzluk içindeydim. Derken bir gün fark ettim ki, yeniden hamileyim. Bu bebeği çok istiyordum, çünkü ona gerçekten ihtiyacım vardı. Onunla anneliğimi tam anlamıyla yaşamak istiyordum. 9 ay sonra ikinci meleğim, Narin ,doğdu.
Bu sefer endişelerim kat kat artmıştı. “Ya onu da elimden alırlarsa?” diye düşündüm. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi; tam tersine, Narin’i hiç sevmediler. “Nehir bizim, Narin de senin olsun” dediler. Bunun nedeni, Narin’in kolik bir bebek olmasıydı; bu yüzden zor kabul ediliyordu. Kızım Narin’in adını da annem koymuştu.
Annelik Hislerimdeki Eksiklik
Zamanla, annelik hislerimde bir eksiklik olduğunu fark ettim. Nehir’e karşı annelik duygularım neredeyse hiç yoktu; annelik sadece Narin’e karşı hissettiğim bir şeymiş gibi geliyordu. Bu, Nehir için de geçerliydi. Beni anne olarak görmez, ihtiyaç duymazdı. Kendimi bir anne kelimesine hiç layık hissetmiyordum; hep eksik hissediyordum. Bilinç altım, iyileşmeyen yaralarla doluydu. Kendimi sorgulayıp durdum: “Neden ona gerçek bir anne gibi hissetmiyorum?”
Uzun ve Zorlu Mücadele
Zamanla, köydeki evden merkeze taşındık, çünkü köyde okul yoktu. Merkezde de kayınvalidem kızımı okuldan alıp köye götürmeye devam etti. Bu, haftanın bazı günlerinde Nehir’in 3-4 gün okuldan yok yazılmasına neden oluyordu. Ta ki diğer kayınlarım evlenip çocuk sahibi olana kadar bu düzen devam etti. Nihayet, kızımı bırakmak zorunda kaldılar.
Kızımı yeniden kazanmak için uzun yıllar mücadele ettim. Hem ben hem de Nehir, bu süreçte çok yorulduk ve hırpalandık, ama sonunda başardık. Şimdi bile inanamıyorum; Allah bana kızımı yüreğimde hissetmeyi nasip etti.
Yeniden Bir Araya Gelmek
Kayınvalidemin, kendi torunlarıyla ilgilenmeye başlaması ve Nehir’i bırakması, kızıma yeniden bağ kurmamıza fırsat verdi. Ancak bu kolay olmadı. Nehir, nenesi tarafından terk edilmiş gibi hissediyor ve büyük bir duygusal yük taşıyordu. O günleri atlatmak gerçekten zorlu bir süreçti. Kızımın canı yanıyordu, ama ben hiçbir şey yapamıyordum. Onun acısını görmek, annelik içgüdülerimi daha da güçlendirdi.
Bugün, yıllar süren bu mücadele sonucunda birbirimize sıkı sıkıya bağlandık. Ölüm bile bizi ayıramayacak kadar güçlü bir bağ kurduk.
Annelik Güçtür
Hiçbir annenin elinden anneliği alınmamalı. Alınsa bile, anne söz konusu çocuğu olunca dünyanın en güçlü ve en tehlikeli insanı olabilir. Bence anne güçtür. Sizin de bu konuda yaşadıklarınız varsa, lütfen paylaşın. Birlikte daha güçlü anneler ve evlatlar olalım.


