
İkizlerim hayatımıza adeta bir mucize gibi girdiler. Onlarla birlikte yaşamımız tamamen değişti; hem güzel yanları hem de zorluklarıyla… Bu yazıda, hamilelik sürecinden doğuma, annelikte yaşadığım yalnızlıktan nasıl güçlenerek çıktığıma kadar her şeyi paylaşmak istiyorum.
Hamilelik Sürecinin Zorlukları
Hamilelik sürecim oldukça zorluydu çünkü eşim başka bir şehirde çalışıyordu. Yaşadığım her türlü zorluğu tek başıma göğüslemek zorunda kaldım. Neyse ki iki kızım, bu süreçte bana sonuna kadar destek oldular. Ancak yine de kolay olmadı. Hastane evimize çok uzaktı ve her doktor kontrolüm benim için bir eziyete dönüşüyordu. Arabamız da olmadığı için şehir içi otobüslerle gidip geliyordum.
Doğum ve Yoğun Bakım Günleri
Doğum günüm gelip çattığında doktorum, bebeklerimin büyük olduğunu ve normal doğumun risk taşıdığını söyleyerek sezaryeni önerdi. Doğuma gideceğim günün akşamı eşim eve gelebildi. Ertesi sabah hastaneye gittik ve kısa bir süre sonra bebeklerim dünyaya geldi.
Ancak odaya çıkarıldığımda doktorum, bebeklerimin durumunun iyi olmadığını söyledi. Hastanede yer olmadığı için, özel bir hastanenin yoğun bakım ünitesine sevk edildiler. O an yaşadığım duyguları tarif etmem imkânsız… Bir gece sonra taburcu edildim, fakat eşim sadece iki gün kalabildi ve tekrar çalıştığı şehre dönmek zorunda kaldı.
Yine yalnızdım. Üstelik her gün anne sütünü hastaneye götürmem gerekiyordu ve hastane evimize uzaktı. Günde iki kez gidip gelmek zorundaydım. Maddi durumumuz da oldukça zordu. Neyse ki görümcem ve eşi, o günlerde bana çok destek oldular. Ancak o dönemde akrabalarımdan yanımda olan tek kişi küçük kız kardeşimdi, o da üniversiteye devam ettiği için sürekli benimle olamıyordu.
Tam on gün sonra bebeklerimi sağlıkla kucağıma alabildim. Ama zorluklar asıl ondan sonra başladı.
Yalnızlık ve Destek Eksikliği
Gazlı iki bebek, anaokuluna yeni başlayan oğlum, okula giden iki kızım, bitmeyen ev işleri, yemekler ve gelen misafirler… İnanın, hayatımda hiç bu kadar çaresiz ve yorgun hissettiğim bir dönem yaşamamıştım.
Daha önce üç çocuğumu da iki yıl emzirdiğim için ikizlerimi de mamayla beslemek istemedim. Ve başardım! Tam iki yıl boyunca onları yalnızca anne sütüyle besledim, hiç mama vermedim. Tüm yorgunluklara rağmen ikizlerim, yaşıtlarına göre hep önde oldular. Bu benim için en büyük mutluluk oldu.
Ancak fiziksel ve psikolojik olarak çok yıprandım. Kilo aldım, tükenmişlik hissiyle mücadele ettim. Ama en acı veren şey, yalnız kalmamdı. Kendi ailemden, arkadaşlarımdan, kayınpeder tarafımdan hiç destek görmedim. Hatta o dönemde evime gelip temiz olmadığımı, evi yeterince düzenli bulmadıklarını söyleyerek moralimi bozanlar bile oldu. Üç yıl boyunca neredeyse kimse yanımda değildi. Bu süreçte tek tesellim, her fırsatta yanımda olmaya çalışan küçük kız kardeşimdi. Fakat onun da üniversitede olması, her an yanımda olmasını engelliyordu.
Başarı ve Güçlenme Hikayesi
Ama ben yine de başardım! Bu süreç bana çok önemli bir şey öğretti: İnsan düşmeyi görmesin… Bir düştünüz mü, insanlar bir daha kalkamayacağınızı düşünür. Ama bilmezler ki, düşen insan çok daha güçlü kalkar. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenir ve tek başına bir lider olur.
Ben de bir liderim! Ben güçlüyüm! Çocuklarım var, her anlamda yanımda olan biricik kardeşim var. Ve en önemlisi, kalbimde yaşayan biricik annem var. Bunca şeye rağmen hayatta başka ne isteyebilirim ki?
Evet, ben bir anneyim. Ben bir ablayım. Ben bir evladım. Ve en önemlisi, ben bir kadınım. Daha ne olsun?
Not: Hayatta ne kadar zorlanırsak zorlanalım, içimizdeki güce inanmalı ve mücadeleye devam etmeliyiz. Çünkü her zorluktan sonra insan daha güçlü kalkar. Siz de aynı zorluklardan geçiyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz ve başarma gücü sizin içinizde…


