
Bazı duygular vardır ki, hayatınız boyunca unutamazsınız. Öfke de bunlardan biridir. Gözünüz hiçbir şey görmez, beyniniz zonklar, kalbiniz sıkışır. Karşınızdaki insana karşı acımasızlık hissedersiniz. Ama asıl kalıcı olan, bu duyguların yarattığı çaresizliktir. İşte, yıllar önce gerçek öfkeyle tanıştığım ve hayatımı değiştiren bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum.
18 Yaşında Alınan Hayatımın Kontrolü
Henüz 18 yaşındaydım. Hayatımın kontrolü elimden alınmıştı. Babam, beni istemeye gelen akrabalarımıza teslim etti. Ailem, bu kararın benim için doğru olduğunu savunuyordu. Çok değerli bir aile olduklarını, bu evliliğin ilerde beni mutlu edeceğini söylüyorlardı. Ama benim hislerim? Hazır mıydım? Ya da istiyor muydum? Hiç kimse bunu sormadı. Babam kararını vermişti: ben evlenecektim.
Çaresizliğin İlk Adımı
Babamın kararına karşı koymak istedim. Anneme dönüp, “Ya ileride pişman olursam ne olacak?” diye sordum. Annem bu korkumu babama ilettiğinde, babam kararının kesin olduğunu söyledi. Çaresizlikle Fransa’daki amcamı aradım. Ona, “Beni yanına al, yoksa beni evlendirecekler,” dedim. Ama cevabı hayal kırıklığı oldu: “Baban ne diyorsa o.”
O an yaşadığım öfkeyi ve çaresizliği ömrüm boyunca unutmadım. Hayatımı tamamen kontrol altına alan kişi, benim babamdı. Onun karşısında durmam imkânsızdı.
Tanımadığım Biriyle Nişanlanmak
Söz yüzükleri takıldığında, nişanlanacağım kişi bile yanımda değildi. Başka bir şehirde çalışıyordu ve ailesi ona haber bile vermemişti. Daha önce onunla yalnızca yarım saat konuşabilmiştim. Hakkında bildiklerim sınırlıydı: içki içmiyor, sigara kullanmıyor ve sorumluluk sahibiydi. Yıllardır bu özellikleri değişmedi. Ama bunlar bir ömür boyu mutlu olmak için yeterli miydi? Bilemiyorum.
Dokuz ay boyunca sadece telefonda konuşarak nişanlılık sürecini geçirdik. Bu süreçte ne tanıma fırsatım oldu ne de alışma sürecim. Ve bir gün, evlendirildim.
Babamın Beni Terk Etmesi
Evliliğimden sonra babam, beni zihninde silmiş gibiydi. Bir baba, kızını evlendirdikten sonra neden onu terk eder ki? Hiçbir zaman yanımda olmadı, bana destek vermedi. Annem, zavallı meleğim, elinden geldiğince yanımda olmaya çalıştı, ama babamın sözü her zaman son noktayı koyuyordu.
İçimde Büyüyen Yaralar
Bu süreç, içimde onarılamaz yaralar açtı. Babamın bana verdiği yalnızlık, hayatım boyunca taşıyacağım bir yük oldu. Tüm yaşananlara rağmen yıllar içinde onu affetmeye çalıştım. “Yeter ki bir kez ‘Kızım’ desin,” dedim. Ama o bunu hiçbir zaman yapmadı.Bir
Enkaz ve Kayıp Duygular
Babama olan öfkem zamanla yerini his kaybına bıraktı. Duygularımı kaybettim. Yıllarca peşinden koştuğum, sadece bir kez sarılabilmek için harcadığım çaba anlamsızlaştı. Babama olan duygularımla birlikte içimdeki çocuk da kayboldu. Geriye yalnızca bir enkaz kaldı; içinde anılar, hayal kırıklıkları ve yaşama sevincini yitirmiş bir kadın barındıran bir enkaz.
İyileşebilir Miyim?
Bütün bunların ardından kendime sormadan edemiyorum: İyileşebilir miyim? Babamın bana biçtiği yalnızlıktan kurtulabilir mi ruhum?
Bir Sonraki Hikâye
Bu hikâye sadece bir başlangıç. Hayatımın bana bıraktığı izleri sizinle paylaşmaya devam edeceğim. Belki bu yazılar, birilerinin kalbine dokunur ve umut ışığı olabilir. Belki de sizlerle birlikte iyileşebilirim.


