
Baba, güç, destek, özgüven; kısacası çocuğunun arkasında duran bir dağ misali. Bazen bir babanın gölgesi bile yeter insana. Peki, ben “baba” kelimesini duyunca neden halen çok korkuyorum. İnsanın annesinin öleceği gün ağlarken babasının onu gördüğü zamanki korkusunu size anlatayım mı? Evet, yanlış duymadınız.
Bir Elin Sıcaklığı, Bir Kalbin Yangını
Annemin nefesini vereceği gün, elimi sıkı sıkı tutarken acizliğini bana enjekte ettiğini fark ettim. Tam o sırada kalbimin üstüne bir yangın kuruldu, hiç sönmeyen bir ateş gibi… ve ayaklarımın dizden aşağısının tutmadığını fark ettim. Hızla dışarı çıkmaya çalışırken yere düştüm. O an, içimdeki acı babamın bana kızacağından duyduğum korkuya karıştı. Kendi halime ağlayacağıma, babamın bana kızacağından çok korktum.
Kalbimdeki Ateşin Buzla Tanıştığı An
Birileri beni koridora götürürken kalbim, bir yandan annemin bana verdiği acıdan yanarken, bir yandan da babamın bana çok kızacağını düşünüyordum. Dayanacak gücüm kalmamıştı. Tam o sırada, önümüzden bir sedye annemin odasına doğru götürülürken kalbimdeki kör ateşin söndüğünü ve yerini bir buza bıraktığını hissettim. Meğerse annem ölmüş, onu almaya gidiyorlarmış sedye ile. Ağlamak yasak, bağırmak yasak. Neden? Çünkü babam kızar ya da döver.
Sizi de Yoran Kırgınlıklar Var mı?
Şimdi sizlere sesleniyorum: Babalarınızla yaşadığınız sorunları yazar mısınız? Hepimiz içimize attığımız duygularla boğuşurken belki paylaşmak bizi biraz olsun hafifletebilir. Babanızla çözemediğiniz meseleler varsa, konuşmak, anlamaya çalışmak, bu hayatta hâlâ birbiriniz varken bir adım atmak için ne dersiniz?
Bir Vedada İki Kayıp Yaşamayın
Sevdikleriniz hayattayken, birbirinizi anlamaya, konuşmaya, affetmeye çalışın. Çünkü bir vedada iki kayıp yaşamayın. Geriye sadece pişmanlıklar kalmasın; sevgiyle anıların sıcaklığı kalsın.
Bu yazıyı sizlerle paylaşmaya başlarken, daha birçok yaşadığım ve halen acısını çektiğim hikayelerimi de ilerleyen zamanlarda yazmaya devam edecegim.


