
Çocuk Yaşta Satılan Bir Hayat
Yakın zamanda tanıştığım bir anne… Onun hikâyesini dinlerken kelimeler boğazımda düğümlendi. Daha 12 yaşındayken, 40 yaşında bir adamla evlendirilmiş. Hem de bir güvercin karşılığında… Anne babası hayatta olmadığı için bu kararı alan kişi, öz abisi olmuş. Hayatının en güzel çağlarını çocuk yaşta bir adamın eşi olarak geçirmek zorunda kalmış.
Hayat Mücadelesi ve Evlatlarına Adanmış Bir Ömür
Ardından birbiri ardına tam sekiz çocuk dünyaya getirmiş. Üstelik kocası, ikinci evliliğini yapmış bir adam olduğu için beş de üvey çocuğu varmış. Günleri, yılları, ömrü çocuk büyütmekle geçmiş. Derken kocası 60 yaşına geldiğinde vefat etmiş.
Köydeki insanlar çocukları yurda verip kadını yeniden evlendirmek istemişler. Ama o, bunu kesin bir dille reddetmiş. O artık hem anne hem baba olmaya karar vermişti. Aslanlar gibi mücadele etmiş. Kendi evlatları kadar üvey çocuklarını da büyütmüş. Hatta üveyleri ona daha fazla sevgi göstermiş.
Vefasız Evlatlar, Yalnız Kalan Bir Anne
Ancak hayatın en acı gerçeği, yıllar sonra yüzüne çarpmış. O yokluk içinde büyüttüğü sekiz evladı, bugün varlık içinde yaşarken ona bir lokmayı bile çok görmüşler. Bir anneyi, onca fedakârlıkla büyüttüğü evlatları kapısının önüne koymuş.
Ve o anne… Bugün bir lokmaya, güzel bir söze, sıcak bir bakışa hasret. Her yemeğe oturduğunda, her lokmasını alırken içinden şu dua geçiyor:
“Allah’ım, inşallah bu benim son lokmamdır.”
Hayat Onlara da Aynısını Yaşatacak mı?
Bunu duyduğumda içim titredi. Kendi kendime sordum: Bu evlatlar hayır görebilir mi?
Anne duası alan kazanır, bedduasını alan iflah olmaz derler. Umarım o vefasız evlatlar, bir gün yaptıklarının farkına varır ama eğer varmazlarsa, hayat onlara da aynı şekilde muamele eder. Çünkü ne ekersek, onu biçeriz…
Ne dersiniz, böyle evlatlar hayır görür mü?


