
Son zamanlarda boğuluyormuş gibi hissediyorum. Nedenini tam olarak bilemiyorum ama içimde tarifsiz bir sıkıntı var. Sanki görünmez olmayı ya da tamamen yok olmayı ister hale geldim. Çünkü artık kimseye güvenemiyorum. Güvensizlik, insanı yalnızlaştırdığı gibi daha da derin bir çaresizliğe sürüklüyor. Bu duyguyla başa çıkmak, her geçen gün daha zor bir hale geliyor.
Çıkar İlişkilerinin Gölgesinde Kaybolan İnsanlık
Geçmişte yaşadıklarım ve bugün toplumda gördüğüm manzara beni insanlara karşı daha da uzaklaştırıyor. Çevremde güvenilecek kimse kalmamış gibi hissediyorum. Çünkü ilişkiler artık sadece çıkar üzerine kurulu. İnsanlar, karşısındakine önce şu soruyu soruyor: “Bana bir faydası var mı?” Eğer bir çıkarı yoksa, o kişi adeta yok sayılıyor.
Artık insan olmanın temel değerleri; karakter, dürüstlük, vicdan gibi kavramlar önemini yitirmiş durumda. Sadece paranız varsa “var” sayılıyorsunuz.
Kardeşliğin Yerine Hırs ve Rekabet
Bu durum, ne yazık ki kardeşler arasında bile böyle. Aynı sofrada büyümüş insanlar bile birbirine düşman hale geliyor. Kimse, “Paylaşalım” ya da “Birlikte güçlenelim” demiyor. Bunun yerine herkes, “Ben nasıl daha zengin olurum?” ya da “Onun önüne nasıl geçerim?” diye düşünüyor.
Güvensizlik ve Yalnızlık Döngüsü
Peki, böyle bir dünyada bunalıma girmemek mümkün mü? İnsan, kendini bu girdabın içinde bulduğunda yalnızlaşıyor, daha da çaresiz hissediyor. Üstelik çevrenizdeki insanlar, sizi bu durumdan kurtarmak yerine daha da dibe çekmeye çalışıyorsa, işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Bir Annenin En Büyük Endişesi
Bir anne olarak en büyük korkum, çocuklarımı bu yozlaşmış ortamın etkilerinden nasıl koruyabileceğim sorusu. Aynı toplumun içinde yaşıyorken, onların sağlıklı, güven dolu bireyler olarak yetişmesini nasıl sağlayabilirim? Onlara dürüstlüğün, vicdanın, sevginin hâlâ önemli olduğunu nasıl anlatabilirim?
Çocuklarımı Bu Dünyadan Koruyabilir Miyim?
Bana göre insan olmak; sevgiyle, dürüstlükle, vicdanla ve paylaşmayla var olmak demek. Ancak bugün, bu değerlerin yerini güç, para ve hırs almış durumda. Çocuklarımı bu dünyanın karanlık yüzünden korumak benim en büyük çabam. Ama bunu başarabilir miyim, işte asıl mesele bu.
Yine de bir anne olarak umudumu kaybetmemeye çalışıyorum. Çünkü çocuklarım, bu hayatta kendime verdiğim en büyük söz; onlara sağlıklı bir gelecek sunabilmek ve onları bu yozlaşmış dünyaya rağmen iyi bireyler olarak yetiştirebilmek benim en büyük hedefim.
Sizce, bu toplumun içinde onları korumayı başarabilir miyim? Sağlıklı bir birey olarak yetişmeleri mümkün mü? Yoksa bu soruların cevabı, içinde yaşadığımız dünyada bir hayalden mi ibaret?


