Dinmeyen Deprem Çığlıkları

Günler, aylar, hatta yıllar geçse de, yaşadığımız depremin izleri ne zihnimizden ne de kalbimizden silinebilecek. Ne kadar çaba harcarsak harcayalım, olmuyor. Depremden sonra hiçbirimizde yaşama sevinci kalmamış durumda. İnsanlarımız o kadar umutsuz ki neredeyse kimse yürekten gülemez oldu.

Çarşıya çıktığımda, insanların yüzlerinden yaşam hevesinin silindiğini görmek mümkün. Herkesin hayatı yarım kaldı. Evet, geride kalanlarla devam etmemiz gerektiğini biliyoruz ama içimizdeki o sevinç, umut duygusu tamamen yok olmuş gibi.

Adıyaman’da Yükselen Çığlıklar

Adıyaman’da hâlâ çığlık sesleri yankılanıyor. Enkazların yerini araba parklarına bıraktığını gördükçe, o çığlıkların daha da yükseldiğini hissediyorum. Şehrim ne zaman iyileşecek, depremzedelerimiz ne zaman huzur bulacak, gerçekten bilmiyorum. Hâlâ hiçbir yardım almayan aileler var, bu durum kalbimizi daha da derinden yaralıyor.

Artçı Depremlerin Bitmeyen Korkusu

Sanki tüm bunlar yetmezmiş gibi, bizi sürekli yoklayan artçı depremler de var. Zaten bizi asıl mahveden o artçılar. Deprem anında hepimizin yaptığı tek şey oturup beklemek oluyor; artık ne olacaksa olsun dercesine… Sürekli aynı korku aklımızı kemiriyor: “Öleceksek, bugün mü yarın mı?” Bu düşüncenin nasıl bir ağırlık taşıdığını anlatmak bile zor.

Çocuklarımız ve Depremle Büyümek

En çok çocuklarımız için endişeleniyorum. Onların oyunlarının arasında bile sürekli “deprem oluyor” temalı oyunlar var. Sürekli koşuşturuyor, sanki o anları tekrar yaşıyorlar. Bu çocuklar nasıl iyileşecek, nasıl normale dönecek, hiç bilmiyorum. Onların yüzündeki korku, kalplerindeki tedirginlik bir annenin dayanabileceğinden çok daha fazla.

Sesimizi Duyun:

Birlikte Yaraları SaralımAdıyaman’ımın yaraları ne zaman sarılır, halkımız ne zaman yeniden hayata tutunur, bilemiyorum. Ama bu acıyı paylaşıyor olmak, bu satırları yazmak bile içimdeki çığlıkları bir nebze olsun dindirebilmek adına bir adım. Ancak bunun yeterli olmadığını biliyorum.

Hâlâ yardım bekleyen, en temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ailelerimiz var. Bu insanlar yalnızca bizim değil, hepimizin insanları. Şimdi dayanışma vakti. Birlikte yaraları sarabilir, çocuklarımızın geleceğine umut aşılayabiliriz.

Sizden ricam, bu yazıyı okuyorsanız lütfen elinizden geldiğince destek olun. Maddi veya manevi, her türlü yardımın çok kıymetli olduğu bir süreçten geçiyoruz. Yardım kuruluşlarıyla iletişime geçebilir, depremzedeler için düzenlenen kampanyalara katılabilirsiniz. Küçük bir adımın bile büyük bir fark yaratabileceğini unutmayın.

Adıyaman’ı ve depremzedelerimizi unutmayın. Onların sesi olun. Çünkü birlikte hareket ettiğimizde, her yarayı sarmak mümkün.

Hep birlikte dayanışmanın gücünü gösterelim.

Paylaş

Diğer Yazılar

Sürekli Alttan Almak

Görünmez Olmanın En Hızlı Yolu İnsan neden sürekli alttan alır? Çünkü sevdiği insanların kalmasını ister. Çünkü yalnız kalmaktan korkar. Çünkü kan bağı varsa her şey

Okumaya Devam Et >>

Zamanın Sessiz Tanıkları

Bir Alzaymır Yolculuğunun Ardından Evet, işte buradayım… Ne mutlu bana ki yeniden yazabiliyorum. İçimde küçük bir çocuğun sevinci var sanki; çünkü kelimelerle yeniden buluşmak, hislerimi

Okumaya Devam Et >>