
Etrafınızda onlarca insan olmasına rağmen kendinizi yalnız hissettiğiniz oldu mu? Ya da dostlarınızın yanında değilken bile sizden yardım ve destek beklediği anlar? Bu yazımda, bu duygularla dolu bir yaşam deneyimini paylaşıyorum. Gelin, dostluk kavramını bir kez daha birlikte düşünelim.
Gerçek Dostlarım
Hayatım boyunca dost edindim, dost bildiklerim arasında beni çok sevenler de oldu, tabii ki bunu göz ardı edemem. Ancak çoğu zaman bu dostluklarım hayatımın büyük hayal kırıklıklarıydı. Yakın akrabalarım ve bazı dostlarım, beni en çok hayal kırıklığına uğratan kişilerdendi maalesef.
İkizlerimle Başlayan Zor Günler
İkiz bebeklerime hamileyken zaten zor bir dönem geçiriyordum. Ancak buna rağmen evimde misafir ağırlamaktan geri durmazdı. Bebeklerim doğduktan sonra ise hayatım daha da zorlaştı. Uykusuz geceler, durmaksızın ağlayan iki bebek, ilgilenmem gereken üç çocuk daha, ev işleri ve bir yandan sürekli ziyarete gelen insanlar… Destek olmasını beklediğim dostlarım ise bir kez olsun yardımıma koşmadı. Telefonlarıma bile cevap alamadığım zamanlar oldu.
Dost Bildiklerimden Gelen Hayal Kırıklığı
Bu zor dönemde en çok güvenebileceğimi düşündüğüm insanlar ise çoğunlukla akrabalarımdı. Onların mutluluğu için elimden gelen her şeyi yapardım. Hatta bazen ihtiyaçları olduğunda maddi duruma bile bakmaz, alırdım. “Benim paraya değil, dosta ihtiyacım var,” derdim hep. Ancak ikizlerim doğduktan sonra acı bir gerçekle yüzleştim: Bunca emek verdiğim tüm bu ilişkiler aslında boşa harcanmış bir çabaymış.
Yalnız Mücadelem
Doğum sonrası eşim iş için şehir dışındaydı ve ben öyle bir haldeydim ki, anlatamam. Gecem ve gündüzüm birbirine karışmıştı. Annem yoktu; kardeşlerimin en küçüğü üniversitedeydi, diğerleri kendi dertleriyle meşguldü. Babam ise bebeklerim doğduğu gün yeni eşiyle tatile gitmişti. Kayınvalidemlere hiç değinmiyorum bile… O zamanlar kendime sık sık, “Acaba öldüm de beni gömmeyi mi unuttular?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Aklım bana oyunlar oynamaya başlamış, delirdiğimi hissediyordum.
Ayakta Kalmak İçin Kendime Verdiğim Söz
Ancak tüm bu zorlukların ortasında, bir anne olarak kendime hep aynı şeyi söylerdim: “Ben bir anneyim. Ölmeye, düşmeye, pes etmeye hakkın yok.” Bu cümleler, her yeni gün için güç kaynağım olmuştu. Yarını hayal ederek güçlü kalmayı başardım ve şükür ki bugünlere gelebildim.
Geçmişe Dönüp Bakmak
Etrafımdaki insanlar beni o kadar çaresiz ve küçük görürken, onlara bakar ve içimden, “Keşke sizi hiç hayatıma almasaydım; keşke boş insanlara emek vermeseydim,” derdim. Ama ne oldu? Bitmeyecek dediğim zorlu günler geride kaldı. Şimdi dönüp baktığımda, birçok insanın altından kalkamayacağı şeyleri başardığımı görüyorum.
En Büyük Ders
Tüm bu yaşadıklarım, hayatın bana verdiği en büyük dersi öğretti: Gerçek dost sadece kendimim. Ne mutlu ki, bugün yorgun ama bir o kadar da gururlu bir anneyim. Başardım, çünkü ben bir anneyim. Başardım, çünkü ben bir kadınım.
Güçlü Bir Kadın ve İyi Bir Anne Olmak
Siz, siz olun; kimseye gereğinden fazla değer vermeyin. Bu anneniz, babanız ya da kardeşleriniz bile olsa. Gerçek dost, yalnızca kendinizsiniz. Kendinize güvendikten sonra başaramayacağınız hiçbir şey yok.
Kendine Güven
Sizin de buna benzer tecrübeleriniz olmuştur mutlaka. Belki siz de dostluk ve fedakârlık konusunda benzer zorluklar yaşadınız. Yorumlarda kendi hikayelerinizi paylaşmak isterseniz, birlikte bu konuyu konuşabiliriz.


