
Bazı hikayeler vardır, insanın hayatını tamamen değiştirir. Bugün size, benim hayatımı altüst eden ve beni yeniden şekillendiren o hikayemi anlatacağım. Katı kuralların gölgesinde kaybolan hayallerimi, fakat aynı zamanda içimde bir umut ışığını nasıl taşımaya çalıştığımı paylaşacağım.
Katı Kuralların Gölgesinde Büyümek
Ben, sert kuralları olan bir babanın ve dünyanın en melek annesinin evladıyım. Ancak bizim toplumda, kadınların ve özellikle annelerin söz hakkı ne yazık ki yok denecek kadar az. Babamın kurallarına göre yaşamak zorundaydım; okulda başarılı olmak, onun istediği gibi davranmak ve belirlediği sınırların dışına çıkmamak…
Bu baskılar beni sürekli geriyordu. Kıyafetlerim, konuşmalarım, sosyal hayatım; her şey kısıtlanmıştı. Akşamları, babamın eve dönme saati yaklaştıkça korkudan nefesim kesiliyor, köşelere saklanıyordum. Yanlış cevapladığım ders sorularının ardından gelen dayaklar ve haftalarca ayrı bir odada yalnız yemek yemek, hayatımın sıradan bir parçasıydı.
Kaçış Planı
Bu baskıdan kurtulmanın yollarını düşünmeye başladım. Ya intihar edecektim ya da kaçacaktım. Çocuk aklımla, bir gün bu evden uzaklaşıp kendi hayatımı kuracağıma ve anneme düzenli para göndereceğime söz verdim.
Sonunda, benimle aynı fikirde olan bir kız arkadaş buldum. Kaçmak için bir plan yaptık. Arkadaşımın altın bileziğini bozdurup yola koyulduk. Bir başka şehre gittik. Ancak orada ne yapacağımızı, nerede kalacağımızı hiç düşünmemiştik. Dizilerden ilhamla yaşlı bir teyzenin yanına sığınmayı hayal ediyorduk.
Bir Telefon ve Tersine Dönen Hayat
Annemi merak ediyordum. Onun durumunu öğrenmek için cesaretimi toplayıp bir telefon açtım. Ancak duyduklarım beni yıktı. Annem çok kötü durumdaydı; babam, ona türlü eziyetler etmişti. Annem böyleyken, uzakta kalmam mümkün değildi. Yerimi söyledim ve gelip bizi aldılar.
Eve döndüğümde annemin yüzündeki ifade hâlâ gözümün önünde. Hem mutluydu hem de korku doluydu. Ancak dönüşümle birlikte hayatımda yeni bir ceza dönemi başladı: dayaklar, ev hapsi ve aylarca süren psikolojik baskılar… Ve sonunda, okul hayatım tamamen sona erdi.
Kırılan Hayaller
Oysa benim de hayallerim vardı. Polis olmayı çok istiyordum ya da hostes… Gitar çalmayı öğrenmek için babama yalvardığımı hatırlıyorum. Ama o sadece benimle dalga geçti. Böylece, içimdeki bir yıldız daha söndü.
Bir Babaya Düşen Görev
Bugün, kendi hikâyemi paylaşarak tüm babalara bir çağrı yapmak istiyorum. Çocuklarınızı kontrol etmeye çalışırken onların hayallerini ve duygularını yok etmeyin. Sertlik yerine şefkat gösterin. Çünkü bir baba, çocuğun güven ve huzur kaynağı olmalıdır.
Çocuğunuzun gözünden dünyayı görmeye çalışın. Onların küçük bedenlerinde devasa bir evren saklı olabilir. Babaların sevgisi ve desteği, bir çocuğun hayatında unutulmaz bir iz bırakır.
Son Bir Not
Unutmayın, çocuklarınızın içindeki yıldızları söndürmeyin. Hayallere sahip çıkmak, bir hayatı kurtarabilir.Sevgiyle…


